Bayramlar gelir, hüzünle... Bazen de sevinçle, kırık gönüllere teselli niyetine... Bayramlar gelir, şifa olur kimi hasta ruhlar ile bedenlere... Bayramlar gelir, merhem oluverir tüm incinmişliklere......
Allah'a Ismarladık İstanbul,Yarınlarını... İhanetimizin adıydın İstanbul,affetmiyoruz kendimizi... Şimdi gönlümüze kaldırımları basıyoruz, Sokak lambaları dileniyoruz,siyahı renk edinmiş gecelerinden, En kuytularımızdaki ahvalin için... Yüzümüze bakma öyle tanıyamazsın,...
Heybet kelimesinin mânâ bulduğu Molla Gürani Hazretleri... 1440’lar filandır. Hani II. Murat Hanın hüküm sürdüğü yıllar. Devrin alimlerinden Molla Yegân hacca gider. Dönüşünde Kahire’de mola...
birgün’dü birgün’ün bir günüydü, yazıldı ... Yolun sonu hayat...Yolun başı hayat...Yol boyu hepten hayat...Sıkışıp kaldım biçare...Diyorum çoğu zaman göklere dönüp yüzümü “emanet çok ağır.” Büküldükçe bükülüyorum biçare...Çatlayan ellerim...
HOŞ GELDİN ateşim, yangınım, külüm. Ateş oldun. Avucumda tutamadım seni. İçime düştün. Kalbimin karasına çaldım kor yüreğini. İbrahim[as] gibi gülden ateşlere düşürdün canımı. Ey "kavurucu...
bu bir tutku biliyorum; tehlikeli, cezbedici ve önlenemez... sözlerin birini bile söylemeye cesaret edemezsin; dışarıda çılgın bir yağmur yıkarken tüm kirleri Biçare, kendini bulursun yine tam...
Tuğladan beyaz, kireçle boyalı ev... seni sıcacık eden şey ne? dedenin sesi... babaannenin sevgisi mi özgürce koşmak çocuk olmak ne güzel... yok belki bir oyuncak...