Mırıldanış...




Sabır mevsiminin efkâr bulutları, muştu yağmurunu vuslat yamaçlarına dek taşıyadursun… Uyumadan gördüğüm rüyanın pamuksu ellerinde derman aramaktan yoruldum. Hakikatle arama gerilen şeffaf perdenin ardını göz göre göre tarif etmekten geri kalacağım. Sahi! Dalları meyve tutan ağaçların atladığı eşiği bekleyen kapıyı ne vakit çalacağım?

Vuslat derdine düştük ki sormayın! Bu vuslat ötekilere benzemez! İki kere iki dört eder amma; dört gelip de beş ile dokuzun birlikte sallandığı salıncağa erişmekten nasipsizdir. Bir de yedi vardır bu efsunlu terkibin bir kıyıcığında… Yedi yederek gider mutluluğu… Mutluluk bir kağnı olur… Zaman da ona koşulan öküz… Yedi yeder gider de dokuz yolların başında yedinin yolunu gözler.

Rakamların hikâyesi matematikçilerin yazdığından çok başkadır aslında… Belki bu başkalığı, yakalasanız yakalasanız Ömer Hayyam’ın sırlı kaleminin gölgesinde yakalarsınız. İkinin birliğini, vuslatı ve daha nice sırrı mısraların ketum dudaklarına emanet ederken, zahire takılanlara acımış mıdır aceb? Ne demiş Hayyam:


"Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz...
İki başımız var, bir tek bedenimiz.
Ne kadar dönersem döneyim çevrende,
Er geç baş başa verecek değil miyiz?"


Er geç… Evet, er geç gelmesi beklenenler gelecekler Serfîrâz! Sen o güzel gönlünü daraltma öyle… Dokuz kapıdan geçerek gelecekler! Mânâ dergâhından uğralandıktan sonra âb-ı hayat içerek gelecekler! Bu geliş ne kadar şanlı bir geliştir ki; ruhumuzun çorak sathında inadına yeşermek hürriyetini yudumlamış dua burçaklarını biçerek gelecekler!
Dil olur olmaz söyler gibi görünse de olmazı değil, oluru çağırır esrarın ötesinden… Turnaların kanatlarıyla parsellediği göklerde köşe bucak dolaşan rüzgârların posta tatarı olduğunu kim bilir ki? Beklenenlere bekleyenlerden mektuplar taşır Serfirâzım! Rüzgârın çağrısına kim hayır diyebilmiş ki?

Bak yola çıkanların türküsü duyulur uzaktan canımım! Dinle:


Demedim mi gidenler gelir diye!
İsmiyle müsemmâ güzeller gelir!
Lâl olmuş dilden bu şiir hediye,
Gül dalı divitten gazeller gelir!
Ülfeti terk etmek olur mu? Niye?
Şaşan için fark eder mi zâviye?
Ayn-ı nûrum ömrü tazeler gelir…
Bayâtî benzer mi kuzum şâkiye?
Sabrın peşinden mucizeler gelir…
………/………


alıntı...

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !