Viyana ve Çerkez Dayı ...

Önünüzdeki çok özel bir dosya... Diğer tarih konularından bile daha farklı bir belge. Çünkü burada bir milletin, Türklerin, Viyana'yı almak istemeleri'nin üzerinden geçen 220 yıldan ziyade zamana rağmen Avusturyalıların bu büyük olayı unutmamış olduklarını, sıkılmadan resimleriyle göreceksiniz...

Viyana Kuşatması...


Önce Viyana Kuşatması'nı çok çok kısa bir şekilde hatırlayalım...

I. Viyana Kuşatması, 27 Eylül-16 Ekim 1529 tarihlerinde Avusturya Arşidüklüğü'nün başkenti Viyana'nın Kanuni Sultan Süleyman komutasındaki Osmanlı ordusu tarafından kuşatılmasıdır. Başarısız olan kuşatma sonucunda kale alınamamış ve Osmanlı ordusu İstanbul'a geri dönmüştür. Çünkü büyük topların getirilmemesi ve kış aylarının gelmesi üzerine kuşatma kaldırıldı ve ordu geri döndü

II. Viyana Kuşatması, 1683 yılında IV. Mehmet devrinde Osmanlı Devleti'nin Viyana'yı kuşatması ile gerçekleşti. 17. yüzyılda Osmanlı Devleti ile Avusturya arasında yapılan savaşların en uzun süreni bu kuşatması ile başladı.

Osmanlı'nın bu savaşta aldığı hezimet Avrupa'da büyük sevinçle karşılandı. Artık Osmanlıların yenilmez olmadıklarını gören Avrupa, karşı hücuma kalkmaya başladı. Psikolojik savaş olarak da Osmanlı üzerinde büyük bir kayıp, Avrupalılarda ise büyük bir kazanç olarak değerlendirildi.Bu savaş sonucunda Osmanlının gerileme devrine girdiği kabul edilmektedir.


UNUTULAMAYAN BİR KARE!



Çerkes dayı, 1. Viyana sokaklarından birinde, tarihi bir binanın köşesine kondurulmuş bir heykel yer alıyor: Çerkes Dayı Heykeli. Küçük, ancak hepsi birbirinin benzeri gotik binalarla dolu şehirde gözlerden kaçmayacak derecede "Osmanlı" görünen heykelin hikayesi ise rivayete göre şöyle: Çerkes Dayı adlı Osmanlı askeri, Viyana'nın kapılarından birine düşen topun açtığı gedikten içeriye yalın kılıç dalar. Ardından kimsenin gelmediğini gören Çerkes Dayı, aynı gedikten gerisin geri sıvışmak varken, düşman saflarına doğru ileri atılır. Savaşarak şehit olmayı tercih eden bu kahraman Osmanlı'nın anısına yıllar sonra küçük bir heykel dikilir. Karşı saftan da olsa, şahlanmış atının üstünde kılıcı havada savaşan bir kahramanın anısına heykel dikme inceliğini gösteren Viyanalılar, şehrin 4 farklı yerine de bir dönem adının anılmasıyla yüreklere korku salması bir olan "Türk Güllesi" heykellerini kondurmuşlar...

KIŞLA YERİNE TÜRK PARKI



Yukarıda ki resim: Viyana'nın 800'e yakın halka açık parklarından birisi de Türk Parkı adını taşıyor. "Türkenschanzpark" ismindeki bu park, 2. Viyana Kuşatması'nın anısına 1885 ve 1888 yılları arasında bu çevrede yaşayan halkın finansal destek ve inisiyatifleriyle oluşturulmuş ve 1910 yılında bugünkü görünümüne kavuşturulmuş. Almanca'da "Türk Kışlası" anlamına gelen ismi ise, Osmanlılar'ın kışlasının vaktiyle bu bölgede bulunuyor oluşundan kaynaklanıyormuş...
Geçtiğimiz yıllarda Kültür Bakanlığı ise, bu parkın içine iki tarafında Türkçe ve Almanca olarak, Yunus Emre'den "Ben gelmedim dava için, benim işim sevgi için, dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim" ve "İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, Sen kendini bilmezsin, Ya nice okumaktır" dizilerinin yeraldığı Topkapı Sarayı'nın önündeki 3. Ahmet Çeşmesi stiline benzer mimarisiyle dikkat çeken bir çeşme yaptırmış...


ÇAN MESELESİ

 

   



1534 yılında Viyana'daki St. Stephen Katedrali'nde Osmanlı Akıncılarını gözlemesi ve Akıncıları görünce çan çalarak Haber vermesi için bir memuriyet kuruldu...
Bu memuriyet Viyana Belediye Meclisi'nce:
"Artık bir Osmanlı tehlikesi kalmadığından böyle bir memuriyete gerek yoktur."
denilerek ancak 1956 yılında (tam 422 yıl sonra) iptal edilmiştir!!! Tam 422 yıl sonra...



İlber Ortaylı

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !